Eğitim hizmetleri okul öncesi eğitimden yükseköğretime kadar devam eden uzun bir süreci kapsamaktadır. Ancak 21. yüzyılda eğitim için süre ve mekan sınırları kalkmış artık yaşam boyu eğitim ve çoklu ortamlarda eğitim anlayışı hakim olmuştur. Dolayısıyla eğitim ana babalara anne babalık eğitimlerinin sunulmasıyla başlayan, yetişkinlik döneminde mesleki eğitim, kariyer eğitimi ve hizmetiçi eğitime kadar giden bir süreç halini almıştır. İnsan haklarının bir gereği olarak bu süreçte tüm bireylerin nitelikli eğitim alma hakkı vardır. Eğitim hizmetleri sunduğumuz bu geniş kitle içerisinde birbirinden farklı gelişim özelliklerine sahip bireyler olabilecektir. Bazı bireyler fiziksel, ruhsal, duygusal, bilişsel özellikleri açısından farklılıklara sahip olabilecektir. Sonuç olarak hiçbir öğrencimiz herhangi bir özelliği açısından birbiriyle aynı olmayacaktır. Buna göre eğitim gereksinimleri olan bireyler arasında önemli bireysel farklılıklar olabilecektir. Eğitim ortamlarında ise öğrenme özellikleri açısından önemli farklılıklar sergileyen öğrencilerimiz olabilecektir.

Sınıfınızdaki bir öğrenci fiziksel başka bir öğrenci akademik etkinliklerde diğerlerinden önemli derecede farklılıklar gösterebilecektir. Bu öğrencilerden bazıları gruptan daha ileride performans sergileyebilirken bazıları da grubun gerisinde kalabilecektir. Tüm bu durumlarda sizler öğretmen olarak bu farklılıkları kolaylıkla görebileceksiniz. Onların davranışsal, bilişsel ve duygusal farklılıklarını dikkate alarak çeşitli destek eğitim hizmetleri sunacak ve öğrencilerinizin sınıf olarak birlikte gelişmeleri için çaba göstereceksiniz. Ancak öyle öğrencileriniz olacak ki, sizin olağan tedbirleriniz yeterli olmayabilecek, farklı destek hizmetlere gereksinim duyabileceksiniz. İşte bu öğrencileriniz “Özel Eğitim Gerektiren” öğrencileriniz olacaktır.
Öğretmenimizin de anlattığı gibi her bir öğrencinizin kendine özgü özellikleri var. Ancak bazı öğrencilerimizin bu özellik ve farklılıkları okul yaşantılarını ve öğrenmelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla tipik gelişen öğrencilere sunulan hizmetlere ek olarak bazı destek hizmet ve eğitim gereksinimleri olabilmektedir. Bu özel gereksinimi olan öğrenciler okul sisteminde özel eğitim gerektiren birey olarak tanımlanmaktadır.
“Özel eğitim gerektiren birey” çeşitli nedenlerle, bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren bireyi” ifade etmektedir (KHK 573-1). Bu tanımda sözü edilen “çeşitli nedenlerle” ifadesi “hastalık, zedelenme, bozukluk” durumlarını işaret eder.
Bireylerdeki çeşitli hastalık ya da bozukluklar o bireyde zedelenmelere yol açabilecektir. Zedelenme bireyin psikolojik, fizyolojik, anatomik özelliklerinden geçici yada kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ya da işleyiş bozukluğu olması durumu olarak tanımlanır (2-Özsoy, Özyürek ve Eripek, 1989). Bozulma / bozukluk kavramıdır. Bozulma ise, vücudun bir organının ya da bir parçasının kaybı ya da işlevinin azalmasını ifade eder (3-Heward, 2013, 7). Örneğin, sınıfınızdaki öğrencinizin işitme organındaki bir zedelenme ya da bozulma/bozukluk o organın işlev kaybına yol açacaktır. Öğrencide bir kromozom fazla olması öğrencinin çeşitli alanlardaki gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Bu öğrencinizin öğrenmede geçtiği basamaklar diğerleriyle aynı olmasına karşın öğrenciniz daha yavaş ve uzun sürede öğrenebilecektir. Çocuk işitme organındaki işlev kaybı nedeniyle işitsel uyaranları alamayacak ve çocuğun dil gelişimi, konuşma gelişimi bundan etkilenecektir. Böyle bir durumda yine yaşıtlarından geri kabilecektir. Bireyin zihinsel işlevlerindeki azalma çeşitli kavram ve becerileri öğrenmede yetersizliğe yol açabilecektir.
Bireyde doğum öncesi, doğum sırasında ya da sonradan ortaya çıkabilecek çeşitli hastalıklar, bozukluklar, travmalar organlarda zedelenmelere yol açabilecektir. Organlarda oluşan bu zedelenmeler çocuğun psikolojik, biyolojik ve anatomik özelliklerinde geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ve işleyiş bozukluğuna yol açabilecektir. Örneğin, bir öğrencinizin görme organındaki bir zedelenme gözünde bir yapı, görme kaybı ya da görme işleyişinde bozulmalara yol açabilecektir. Bazı zedelenmeler tıbbi müdahalelerle düzeltilebilir ve iyileştirilebilirken bazıları bilinen tıbbi müdahalelerle düzeltilememekte ya da iyileştirilememektedir. Örneğin down sendromu her insanda bulunması gereken 23 çift kromozomdan 21. Kromozomun iki yerine üç kromozom şeklinde oluşmasıdır. Bu genetik bir farklılıktır.
Bazı zedelenmeler bireyin olağan şekilde belirli görevleri yerine getirememesinde sınırlılıklara yol açabilmektedir. Buna bağlı olarak çocuk diğer bireylerin işittiği gibi işitememekte, görememekte, yürüyememekte ya da öğrenememektedir. Bu durum YETERSİZLİK olarak adlandırılır. Bireyin belirli görevleri yerine getirmesine yönelik sınırlılıklar olduğunda yetersizlik ortaya çıkar (yürüme, görme, sayıları toplama vb. gibi (3-Heward, 2013, 7).
Bireyin kişisel, sosyal, mesleki ve diğer problemleri onun eğitiminde yetersizliğe yol açmadıkça engelli olan birey değildir. Örneğin, çocuk kolunu kaybettiyse protez kolunu kullanmayı, okul içindeki ve dışındaki işlevlerini sorunsuz olarak yerine getirmeyi öğrendiyse en azından fiziksel işlevlerini yerine getirmede engelli değildir (3-Heward, 2013, 7).
Zihinsel ve gelişimsel yetersizliği olan bir öğrenci yoğun zihinsel işlevler gerektiren okuma, matematik vb. akademik becerileri sınıftaki akranlarıyla aynı hız ve nitelikte öğrenmede dezavantaj yaşayabilir (Cavkaytar, 2018). Yetersizlik bir bireyin çevresiyle etkileşime girdiğinde karşılaştığı engellenmeleri, dezavantajlı durumu ya da karşılaştığı sorunları ifade eder. Dolayısıyla Yetersizlik herhangi bir çevre/ortamda engeli ortaya çıkarırken başka bir ortamda bir engel ortaya çıkmayabilir. Protez kolu olan bir çocuk basketbol sahasında yetersizliği olmayan akranlarıyla rekabet ederken engelli (dezavantajlı) olabilir, fakat sınıftaki dersleri izlemede bir dezavantaj yaşamaz (3-Heward, 2013, 7).
En kısa sürede size dönüş yapılacaktır